Elektronik kursların oluşturulması; hedef kitlenin analiz edilmesi, senaryonun hazırlanması, uzmanlardan oluşan bir ekibin kurulması, işlevselliğin test edilmesi, deneme lansmanı ve daha birçok aşamayı içerir. Ancak en önemlisi, nispeten yeni fakat vazgeçilmez bir kavram olan öğretim tasarımıdır. LX tasarımın ne anlama geldiğini ve temel ilkelerini inceleyelim.
LX Tasarımın Anlamı
LX tasarım, çevrim içi seminerler ve eğitim kursları oluşturmak için benzersiz bir yaklaşımdır. LX kısaltması, "öğrenme deneyimi" anlamına gelir. Eğitimin bu dalı, 2007 yılında Hollandalı Profesör Niels Floor'un çabalarıyla ortaya çıktı. Kendisi ayrıca LX tasarımını şu şekilde tanımladı:
"Öğrenme deneyimi tasarımı, öğrencilerin kişiye ve öğrenmenin nihai amacına odaklanan yöntemlerle yüksek sonuçlar elde etmesini sağlayan koşullar yaratma sürecidir."
Dolayısıyla LX tasarım, teori okumayı ve ders kitabındaki alıştırmaları yapmayı gerektiren geleneksel eğitim yöntemleri yerine deneyime odaklanır. Ayrıca tasarım üzerinde özenle çalışmak, çevrim içi kursun ilerleyişini daha kolay ve heyecan verici hâle getirir.
LX Tasarımın UX Tasarımdan Farkı
LX tasarım, UX ile benzer bir anlayışa sahiptir. Bu nedenle burada dijital ortamla etkileşim konusunu ele alırsınız. Öğrenme deneyimi tasarımının 3 temel yönü şunlardır:
- LX; eğitim platformunun yararlılık, kullanılabilirlik ve çekicilik ilkelerine dayanır. Tüm bunlar eğitim videolarını ve web seminerlerini ilgi çekici ve akılda kalıcı kılar.
- LX, öğrencinin formda kalmasını sağlayan ve öğrenme sonuçlarını olumlu etkileyen bir arayüz geliştirmeyi içerir.
- LX, uygulamalı deneyim kazanmaya odaklanır. Bu nedenle tüm bilişsel unsurlar, öğrenme sürecini geliştirir ve görevlerin yürütülmesi sırasında gerekli kavramların uygulanmasını sağlar.
Ancak bazı farklar vardır: İlk durumda kullanıcı eğitim içeriğiyle, ikinci durumda ise grafik arayüzle etkileşim kurar.
Öğretim Tasarımının İlkeleri Nelerdir?
Eğitim seriniz veya web seminerleriniz LX tasarım kurallarını izliyorsa öğrencilerin platformdaki gezinmeyi anlaması daha kolay olur. Böylece önemli hiçbir şeyi kaçırmazlar.

Eğitim ürününüzü geliştirmenize ve öğrenciler için daha ilgi çekici hâle getirmenize yardımcı olan temel öğrenme deneyimi tasarımı ilkelerine bakalım.
Yoğunlaştırılmış Fayda
Kursunuz, seçilen konuda yetkinliğin ve özgüvenin hızla gelişmesi için maksimum fayda sağlamalıdır. Bu yaklaşım, en kısa sürede yeni öğrencileri çekecektir. Kurs bu tür hedeflere hizmet etmiyorsa kitleniz değerli zamanını harcamak istemez. Nedeni basittir: birçok meslekte çalışanlar sık sık tükenmişlik yaşar. Bu nedenle ilgilerini hemen çekmeniz gerekir. Örneğin, "4 Saatte İlk Açılış Sayfanızı Oluşturun" kursu ilgi çekici görünürken "Web Geliştirme 101" aynı etkiyi yaratmaz.
Bu nedenle birçok uzman, e-kursun faydalarını başlıkta belirtmenizi önerir. Başlık, kişinin büyük bir sorununa çözüm sunduğunu yansıtmalıdır. İdeal olarak isim, önce günlük iş görevlerinin çözümünden, ardından öğrenciye sağlayacağı faydalardan bahseder.
Büyük Miktarda Bilgiyi Küçük Parçalara Ayırmak
Bu yönün bilimsel bir temeli vardır: 1952 yılında psikologlar William Hick ve Ray Hyman tarafından gerçekleştirilen bir deney. Araştırmacılar, ortalama bir kişinin karar vermek için ne kadar zaman harcadığını öğrenmek istedi.
Araştırma şöyleydi: Her katılımcının önünde, altlarında düğmeler bulunan on lamba yer alıyordu. Hick ve Hyman bu lambaları rastgele sırayla yaktı. Deneklerin temel görevi, yanan lambalara karşılık gelen düğmelere mümkün olduğunca hızlı basmaktı.
Deney oldukça ilgi çekici bir sonuca ulaştı. İnsanlara aralarından seçim yapabilecekleri çok sayıda seçenek sunulduğunda, bilgiyi işlemeleri ve hızlı karar vermeleri zorlaşır.
Bunun LX tasarımla ne ilgisi var? Öncelikle ortalama bir öğrencinin aynı anda çok büyük miktarda bilgiyi ezberlemesi zordur. Bu nedenle derste çok fazla metin varsa bunu sunum slaytları arasında dağıtın. Bu durumda öğrenci yeni bilgileri kademeli olarak edinir ve sonuç olarak daha iyi hatırlar.

Materyalin Kademeli Olarak Zorlaştırılması
Bu yaklaşım yeni olmaktan uzaktır. 1956 yılında Benjamin Bloom liderliğindeki Chicago Üniversitesi'nden bir bilim insanı ekibi, pedagojik hedeflerin taksonomisini oluşturdu. Bulgularına göre öğrenme süreci art arda gelen 6 seviyeden oluşur:
- Hatırlama;
- Anlama;
- Uygulama;
- Analiz etme;
- Değerlendirme;
- Oluşturma.
Aynı zamanda bu sıra ayrılmaz bir bütündür: Belirli bir olguyu analiz etmezseniz onu değerlendiremezsiniz. Başka bir örnek: Bilgiyi öğrenmeden ve anlamadan, onu pratikte uygulamak imkânsızdır.
Bloom taksonomisi günümüzde e-öğrenme kursları da dâhil olmak üzere eğitim programları oluşturmak için kullanılır. Bir kişiye herhangi bir beceriyi öğretmek için sıralı bir yaklaşım kullanın. Önce konuyu ve öğrenci için yararını açıklayın. Ardından çalışma ilkelerini ve uygulama yollarını anlatın.
Ayrıca öğrencileri çok büyük miktarda yeni bilgiyle bunaltmayın. Kitleniz bundan hoşlanmaz. Sonuç olarak memnuniyetsizlik ve e-kursunuzdan ayrılan ziyaretçiler ortaya çıkar. Bu nedenle unutmayın: Kurs kademeli olarak zorlaşmalıdır.
Tanıdık Tasarım Öğelerini Kullanmak
Nielsen Norman Group'un kurucu ortağı Jakob Nielsen, şu ünlü kuralı ortaya koymuştur: "İnsanlar zamanlarının çoğunu sizin sitenizde değil, başka web sitelerinde geçirir."
Bu nedenle tasarımcılara, popüler hizmetlerdeki kontrol öğelerinin tasarımını tekrar etmeleri önerilir. Böylece ziyaretçiler sayfadaki gezinmeyi daha kolay anlayabilir.
Jakob Yasasını öğrenme deneyimi tasarımına uygularsanız görsel tasarımda alışılmadık düğmelerden ve simgelerden vazgeçmeniz gerekir. Nedeni basittir: Öğrenciler bunların anlamını anlayamaz. Klasik seçenekleri kullanmak çok daha iyidir (pencereyi kapatmak için çarpı işareti, ayarlar menüsü için dişli simgesi vb.). Bu, öğrencilerin eğitim platformunun arayüzüyle etkileşimini iyileştirir.

Açıklık ve Özlü Anlatım
Anton Çehov şöyle yazmıştır: "Kısalık, yeteneğin kız kardeşidir." Elbette kısa ve öz yazmak başlı başına bir sanattır. Ancak bu konunun bilimsel bir yönü de vardır.
1956 yılında Amerikalı psikolog George Miller, Sihirli Sayı: Yedi Artı veya Eksi İki adlı en bilinen makalesini yayımladı. Miller şu örüntüyü ortaya koydu: Ortalama olarak bir kişi en fazla 7 ± 2 öğeyi hatırlayabilir ve tekrarlayabilir. Miller, beyni aynı anda en fazla 7 sayı, harf veya kelime saklayabilen bir "cüzdan"a benzetti. Ancak sayı 7'den büyükse beyin bilgiyi 5 ila 9 öğeden oluşan bir grupta toplar.
Bu tür bilgiler öğrenme deneyimi tasarımı oluştururken nasıl yardımcı olur? Temel tez, sınıftaki materyali kısa ve öz biçimde sunmaktır. Bir slaytta 7'den fazla öğe olmamalıdır (örneğin bir kural veya örüntü ve bunu kanıtlayan 4-6 argüman). Bu, öğrencilerin bilişsel yükünü doğru şekilde dağıtmanızı sağlar.
Önemli Bilgileri Ekranın Dikey Kenarları Boyunca Konumlandırmak
Bu durumda Alman araştırmacı Hermann Ebbinghaus'un keşfettiği ilke geçerlidir. Ebbinghaus, kişinin görsel alanın üst ve alt kısmında yer alan bilgileri en iyi şekilde hatırladığını tespit etti. Araştırmacı, kişinin bu tür bilgilere bilinçsizce özel dikkat gösterdiğine inanıyordu.
Psikoloğun deneylerinden biri, öğrencinin listedeki ilk ve son öğelere sürekli baktığını gösterdi. Bunlar uzun süreli belleğe sağlam biçimde yerleşen öğelerdir.
Bu kural LX tasarım için de geçerlidir: Kritik öğeleri listenin üst ve alt bölümlerine yerleştirin. Bu, öğrencinin bunlara özel dikkat gösterme olasılığını artırır.
Görsel Tasarıma Vurgu Eklemek
Bu da LX tasarımı üzerinde çalışırken aynı derecede önemli bir unsurdur. Sonuçta, benzer nesnelerden oluşan bir liste içinde öğrenci farklı olanı fark eder. Alman psikiyatrist Hedwig von Restorff buna "izolasyon etkisi" adını verdi. Teorisini kanıtlamak için bir deney düzenledi. Katılımcılara benzer kelimelerden oluşan bir liste verildi, ancak listenin tamamında benzersiz bir kelime de vardı. Deney katılımcılarının en iyi hatırladığı kelime buydu.

Bu nedenle LX tasarım uzmanları, önemli bilgileri öne çıkarmak için vurgu kullanmayı önerir. Örneğin, önemli bir terimi kalın yazıyla vurgulayın. Bu, dikkat çeker; böylece öğrenciler dikkatlerini hak eden noktaları fark eder.
Öğrenme Süreci Boyunca Sürekli Geri Bildirim
Çevrim içi kurs boyunca öğrencilerle sürekli iletişimi sürdürmek hayati önem taşır. Bu, öğrenmeye daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım sunmayı sağlar. Dolayısıyla geri bildirim, ara sınavlar ve final sınavlarıyla sınırlı değildir. Eğitim oturumları, beyin fırtınası, ortak alıştırmalar vb. gibi başka etkileşim yöntemlerini de eklemek önemlidir.
Bu, öğrenme deneyimi açısından e-kursu önemli ölçüde iyileştirir. Sonuçta eğitimin her öğrenci için ne kadar değerli olacağı buna bağlıdır.
Eğitim Platformunun Optimize Edilmesi
Çevrim içi kurs oluşturucuları çoğu zaman erişilebilirliğe gereken önemi vermez. Ancak erişilebilirlik ve işlevsellik kolaylığı sorununu görmezden gelirseniz başarısız bir e-kurs başlatma riskiyle karşılaşırsınız. Kullanıcıların kötü bir öğrenme deneyiminden şikâyet etmesi ve sizi olumsuz yorumlara boğması oldukça olasıdır.
En iyi çözüm, mümkün olan en geniş kitleye ulaşmak için arayüzü ve eğitim materyallerini optimize etmektir. Bu, çevrim içi kursunuzun mümkün olduğunca erişilebilir olması gerektiği anlamına gelir. Bunu yapmak kolaydır ve sonuç beklentilerinizi aşacaktır.
Kursu Geliştirmek İçin Geri Bildirim Toplamak
LX tasarımın son ilkesi, öğrencilerden düzenli olarak geri bildirim toplamaktır. Bunu birçok yolla yapabilirsiniz: geri bildirim formu, eğitim platformundaki özel mesajlar, kurs sonundaki anket vb. aracılığıyla. Öğrencilerin e-kursunuz hakkında ne düşündüklerini söylemelerine olanak tanıyın. Geri bildirimlerin çoğu konu ve içerikle ilgili olacaktır, ancak eğitim tasarımına ilişkin görüşler de önemli rol oynar. Bunların tümü eğitim ürününüzü analiz etmenize ve iyileştirmenize yardımcı olur.
Öğrenme deneyimi tasarımı kesin bir bilim değildir. Bunun nedeni, her insanın benzersiz deneyimlere ve görüşlere sahip olmasıdır. Ancak kurs sonrası geri bildirimler, yeni ve gelecekteki öğrencilerle güvene dayalı iletişim kurmanıza yardımcı olur. Ayrıca kurs geliştiricileri hedef kitleyi daha derinlemesine incelemeye ve daha iyi anlamaya çalışır.
Sonuç
Özetleyelim. Öncelikle LX tasarım, her çevrim içi kursun vazgeçilmez bir parçasıdır. Öğrenciler harekete geçer ve eylemlerinin sonuçlarını tanır; bu nedenle öğrenme deneyimi tasarımı insan odaklı olmalıdır.
Amerikalı eğitimci John Dewey, deneyimin başka bir kişinin önemini takdir etmesini sağlayacak bir biçimde şekillendirilmesi ve ifade edilmesi gerektiğini yazmıştır. Böylece e-kursunuzdaki öğrenci eylemlerine odaklanır ve yeni bilgiler edinir. İpuçlarımız da e-kursunuzun genel kalitesini artırmanıza yardımcı olacaktır.
Makalemizi faydalı bulduğunuzu umuyoruz. Öğrenme deneyimi tasarımıyla ilgili sorularınız varsa bunları yorumlarda paylaşın. Sorularınızı yanıtlayacak ve en ilgi çekici olanları sonraki içeriklerimizde inceleyeceğiz.