Mikro Öğrenme Hakkındaki En Büyük 7 Mit

Mikro Öğrenme Hakkındaki En Büyük 7 Mit!

Kwiga logo
by Liubomyr Sirskyi
Copywriter at Kwiga

Mikro öğrenme son yılların başlıca trendlerinden biri oldu. Birçok online okul, içeriklerini kısa ders serileri hâlinde sunuyor. “1 ders - 1 konu” ilkesiyle ilerleyen bu dersler 15 dakikaya kadar sürüyor (bazı durumlarda 10 dakikaya kadar). Öğrenciler yeni bilgilerin yanı sıra materyali pekiştirmeye yönelik görevler de alıyor.

Bu yaklaşım oldukça pratiktir. Katılımcılar tek bir konuya odaklanır, bilgiyi küçük parçalar hâlinde alır ve sürekli uygulamaya geçirir. Üstelik herkes bir ders için 15 dakika ayırabilir.

Bununla birlikte, bu öğrenme formatıyla ilgili oldukça fazla mit var. Bu makalede mikro öğrenmeyle ilgili en yaygın mitleri ve bunların neden ortaya çıktığını göreceksiniz.

Mikro Öğrenme Nedir?

Mikro öğrenmeyle ilgili en yaygın mitlere geçmeden önce, bu kavrama daha yakından bakalım.

Mikro öğrenme, bilgiyi küçük parçalar hâlinde edinmektir. Kurs boyunca belirli sonuçlara ulaşmaya yardımcı olur. Bu tür kurslarda bilgiler açık bir şekilde ve belirli bir hedef kitle için sunulur. Bu yaklaşım, eğitim verimliliğini en üst düzeye çıkarmaya yardımcı olur.

Mikro öğrenmenin çeşitli avantajları vardır:

  • kurslar güncel bilgi sunar;
  • her ders, görevler içeren etkileşimli bir sunumdur;
  • katılımcılar kursları kendileri için uygun olan herhangi bir zamanda izleyebilir.

Bunun yanı sıra, odaklanma, bağlam, destek ve sonuç mikro öğrenmede hayati bir rol oynar. Mikro kurslar, "1 ders - 1 konu" yöntemi sayesinde yüksek sonuçlar elde etmeye yardımcı olur. Bunlar çoğunlukla öğrencilerin belirli eylemleri adım adım tekrarlamasının gerektiği web seminerleridir. Raytheon tarafından yapılan araştırma, bu yaklaşımın uzun vadeli katılımı %80 artırdığını gösteriyor. Ayrıca mikro öğrenme, sadeliği sayesinde daha çekicidir.

Mikro öğrenme kısa derslere dayandığı için, bu derslerin belirli bir hedef kitleye uygun olması ve bilgiyi basit sözlerle açıklaması gerekir.

Şimdi EdTech sektöründeki en yaygın mitlerden bazılarına göz atalım:

Mit 1. Mikro Öğrenme Uzun Sürmemelidir. Mikro Kurs Ne Kadar Kısaysa Sonuç O Kadar İyidir

Aslında mikro kursun süresine ilişkin herhangi bir kısıtlama yoktur. Ancak çok uzun sürmemelidir. Yeni trendlere ayak uydurmalıdır. Bilgiler hızla güncelliğini yitirdiğinden, gerekli bilgilere hızlı ve kolay erişim sağlamak çok önemlidir.

Ayrıca mikro kursun kısa olmasını destekleyen başka bir argüman daha var. Josh Bersin, Digital Learning Revolution: Ten Discoveries adlı kitabında, bir kişinin haftalık çalışma zamanının %1'ini öğrenme ve gelişime ayırabileceğini belirlemiştir. Bu da yaklaşık 24 dakikadır.

Öğrenci bu kadar kısa bir sürede bile dersten dikkati dağılabilir. Peki, bu neden olur? Bunun birkaç nedeni vardır:

  1. İnsanlar aynı anda birden fazla iş yapmak zorunda kalıyor. Bu nedenle mesajlaşma uygulaması bildirimleri, gelen mesajlar ve aramalar yüzünden sürekli dikkatleri dağılıyor. Bir internet sayfasını en son ne zaman sonuna kadar okudunuz? Nielsen Norman Group verilerine göre kullanıcılar bir web sayfasını ziyaret ettiklerinde kelimelerin yaklaşık %20'sini okuyor.
  2. Yaşam hızı arttıkça dikkat süresi azalır.
  3. Ders ne kadar uzun sürerse, o kadar az bilgi özümsenir. Bu nedenle beynin dinlenmeye ihtiyacı vardır.
  4. Hafıza oldukça seçicidir. Beynimiz her gün çok büyük miktarda bilgi alır. Aşırı yüklenmemek için yalnızca önemli veya ilgi çekici olana odaklanır. Dün kahvaltıda ne yediğimizi hatırlamıyorsak, okuduklarımızı çok dikkatli okuruz. Ancak beyin her zaman isteklerimize uymaz.
  5. Kısa süreli belleğin kapasitesi sınırlıdır. İki saatlik bir web seminerini dinledikten sonra çok fazla bilgi hatırlamanız pek olası değildir. Sunum karmaşık kavramlar içeriyorsa, materyalin özümsenme oranı çok daha düşük olacaktır.

Mikro öğrenme bu sorunları çözmek için tasarlanmıştır. Bunun nedeni daha az zaman alması ve her konuda güncel bilgi sunmasıdır. En önemlisi de ders, mesajlaşma uygulamasından size yeni bir mesaj gelmeden veya biri sizi aramadan çok daha hızlı biter.

Bilgi doğru şekilde sunulup ifade edildiğinde, klasik yöntemlere kıyasla çok daha iyi öğrenilir.

Peki bir mikro kurs ne kadar kısa olabilir? Genellikle 3 dakika sınırından söz edilir. Gerçekten de bu sürede çok sayıda önemli bilgi edinirken derse olan ilginizi de kaybetmezsiniz. Ancak video ilgi çekiciyse 10 dakikadan uzun sürebilir.

BBC aynı zamanda online eğitim sistemi üzerine kapsamlı bir araştırma yaptı. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların %94'ü 10 dakikaya kadar olan eğitici videoları izlemeyi tercih ediyor.

Özetlemek gerekirse: Potansiyel öğrencilerinizin zamanından tasarruf edin. Sonuçta zaman, giderek daha değerli hâle gelen kıymetli bir kaynaktır.

Mit 2. Mikro Öğrenme Her Türlü Öğrenme İçin Uygundur

Aslında hiç de öyle değildir. Basit bir konuda mikro ders formatını kullanarak kurs oluşturmak elbette mümkündür. Alternatif olarak, ana derslere ek materyal olarak kısa dersler sunabilirsiniz.

Ancak bazı konuların öğrenilmesi daha uzun sürer. Örneğin, karmaşık mekanizmalarla çalışmak çok sayıda soru ve yoğun pratik gerektirir. Bu nedenle mikro öğrenme burada uygun değildir. Ayrıca müzakere becerilerini mikro kurslar aracılığıyla mükemmel şekilde öğrenmek de pek mümkün değildir.

Kısa dersler girişimciliği öğretmek için de uygun değildir. Bir işletmenin bağlamını 10 dakikalık tek bir videoda anlayamazsınız. En iyisi kapsamlı bir kurs seçmektir.

Mit 3. Mikro Öğrenme İleri Teknoloji Gerektirir

İleri teknoloji gerekmez. İhtiyacınız olan her şey bilgisayarınızda veya akıllı telefonunuzda zaten var. Yüksek hızlı mobil internetin yaygınlaşması, insanların hareket hâlindeyken öğrenmesine imkân tanıyor. Bu aynı zamanda ders içerik üreticileri için de bir avantajdır; çünkü artık ekipmanlı profesyonel bir stüdyo kiralamanıza ve kurgu programlarını öğrenmenize gerek yoktur.

Artık mikro kurs oluşturmak için kapsamlı platformlar mevcut. Bu platformlar "hepsi bir arada" ilkesiyle çalışır ve her zaman elinizin altındadır. Onların yardımıyla ilk kursunuzu yalnızca 30 dakikada başlatabilirsiniz.

Kalite söz konusu olduğunda, aşırı mükemmeliyetçilik burada uygun değildir. Mikro kursun içerik üreticisi için önemli olan, gerekli bilgiyi doğru ve basit bir şekilde sunmaktır. Ayrıca kullanıcı tarafından oluşturulan içerikler çok nadiren profesyoneldir. Bu nedenle amatör video kalitesi kabul edilebilir. Ses kalitesinin düşük olması ise çok daha kötüdür. Bu durumda katılımcı dersi dinlemez ve kapatır.

İnsanlar önemli bilgiler ararken fotoğrafın veya videonun kalitesini göz ardı eder. Bu nedenle web semineri kayıt platformlarını kullanma fikrini hemen reddetmemelisiniz. Önemli olan, dersi şu iki kritere göre değerlendirmektir:

  1. Bilgi ne kadar doğru ve güvenilir?
  2. Sorununuzu çözüyor mu?

Bilginin doğruluğundan şüphe duyuyorsanız, dersin yazarıyla iletişime geçmeniz daha iyi olur. Eğitmen belirli bir alanda uzmansa, muhtemelen içeriği hareket hâlindeyken hazırlamıştır. Bu tür bilgiler öğrenciler için değerli ve faydalıdır.

Mit 4. Mikro Öğrenme Yalnızca Milenyum Kuşağı İçin Uygundur

Mikro kursun içerik üreticisinin önemli bir görevi vardır: insanlara bilgi vermek. Ancak katılımcılar farklı kuşaklardan olabilir. Bir yaş grubundaki öğrenciler için bir yaklaşım gerekirken, başka bir yaş grubu için farklı bir yaklaşım gerekir.

Ancak mikro öğrenmede uyarlanabilirlik ve kişiselleştirme sayesinde yaş önemli değildir. Dersler her katılımcıya uyum sağlar. Bu nedenle istisnasız tüm katılımcılar için uygundur. Yine de içerik geliştirirken ve hedef kitlenizi analiz ederken yaş konusu dikkate alınmalıdır.

Mit 5. Mikro Öğrenme Geçici Bir Trenddir

Hype, kamuoyunda ilgi uyandıran her türlü kısa vadeli trenddir. Peki mikro kurslar böyle adlandırılabilir mi?

Mikro öğrenme, modern anlamıyla 1990'larda ortaya çıktı. Ancak bu kavramın ilk kez 1963'te ortaya çıktığını gösteren kanıtlar var. Hector Correa, The Economics of Human Resources adlı kitabında mikro öğrenme terimini kullandı.

Benzer bir konuyu inceleyen bir diğer kişi Alman psikolog Hermann Ebbinghaus'tur. Bilgi algısı üzerine yaptığı araştırmalar ve "unutma eğrisi" olarak adlandırılan kavramı oluşturmasıyla tanınır.

Bununla birlikte, küçük parçalar hâlinde öğrenme her zaman insan evriminin önemli bir parçası olmuştur. Bu nedenle yüzyıllar boyunca insanlığa eşlik etmiştir.

Mikro kursların günümüzdeki başarısını açıklamak oldukça kolaydır. Yaşam ritmi son 30 yılda büyük ölçüde değişti. Akıllı telefonlarımızı kullanarak birçok şeyi (bilgi tüketimi de dâhil) kelimenin tam anlamıyla hareket hâlindeyken yapmaya başladık. Mikro öğrenme, modern toplumun ihtiyaçlarına uygundur ve bu nedenle yeni bir popülerlik dönemi yaşamıştır.

Üstelik yaşam hızının önümüzdeki 5-10 yıl içinde yavaşlaması pek olası değil. Bu nedenle mikro öğrenme önemini kaybetmeyecektir. Aksine, yüksek teknolojiyle (örneğin VR) birleştirilmiş yeni kısa ders türleri ortaya çıkacaktır.

Mit 6. Mikro Kurslar, Kapsamlı Bir Kursun Ayrı Parçalarıdır

Mikro öğrenmede chunking adı verilen popüler bir tekniğin kullanıldığına inanılır. Bu teknik beynin yükünü azaltır ve bilginin algılanmasını iyileştirir. Sonuçta küçük bir veri parçasını inceledikten sonra ara verebilirsiniz.

Tüm eğitim kursunu parçalara ayırmak, bize ayrı bilgi parçaları sunar. Bunlar birbirinden bağımsız kullanılamaz, yalnızca birlikte kullanılabilir. Bu açıdan mikro öğrenme öne çıkar. Çünkü kısa dersler yalnızca bağımsız içerik blokları değildir. Her mikro kursun belirli bir hedefi ve görevi vardır. Zira daha önce de belirttiğimiz gibi, bilgiler belirli bir konuya odaklanır.

Mit 7. Mikro Öğrenme Karmaşık Konular İçin Uygun Değildir

Mikro kurslar her karmaşıklık düzeyindeki konular için uygundur. Önemli olan, böyle bir formatı kullanmadan önce hangi hedefleri belirlediğinizdir. Hedef kitlenizin ihtiyaçlarını doğru tespit eder ve bir strateji geliştirirseniz, mikro öğrenme temel bilgilerin aktarılmasına yardımcı olabilir. Açıklanacak konunun ne kadar karmaşık olduğu önemli değildir.

Sonuç

Mikro öğrenmenin iki önemli avantajı vardır: hız ve verimlilik. Bu yaklaşımın temel görevi, gerekli bilgileri hızlıca sunmak ve pratik kullanım için pekiştirmektir.

Online eğitim alanında kısa derslerin hem destekçileri hem de karşıtları vardır. Her biri kendi argümanlarını ortaya koyar. Gerçek ise her zamanki gibi ortada bir yerdedir.

Bu makalede mikro öğrenmeyle ilgili yaygın yedi miti inceledik. Artık ilk mikro kursunuzu oluşturabilir ve formatı uygun olduğunda kullanabilirsiniz. Bu, mikro öğrenmeyi hedef kitlenizle çalışmak için etkili bir araç hâline getirecektir.